Anasayfa | Haberler | Kültür Farkı !

Kültür Farkı !

tarafından
Yazı ebatı: Decrease font Enlarge font

Kameralar Değil,Tribün Kültürü Derdimiz !

Bu sene mücadele hiç bitmedi desek yeridir herhalde. En büyük olmanın mı getirisiydi her kulvarda yalnız savaşmak; ya da kitleler mi aşırı derecede duyarsız bunu anlamak güç.

Geçen sene başlamıştı aslında mücadelemiz. Tarih 20 Ocak 2011… Sporda şiddet yasası değişecekti ve şu an hali hazırda geçerli olan yasanın getirilmesi gündemdeydi. Fitili ateşledik, gelsin adı büyük olan (!) kulüplerin taraftarları hem sahiplensin hem de biraz bilinçlensin de yasaya karşı dursunlar dedik. Seminer odalarında kendimiz çaldık, kendimiz oynadık.

Yahu bakın yasa onaylandı, taraftarın hakkı falan kalmadı, geçti o dönem dedik. Tık yok! Sen savunmazsan senin hakkını kim savunur dedik. Sesimiz boş çeken seminer odalarında yankılandı durdu.

İşin özü biz ortada daha sadece eylem planı varken, bazı takım destekçilerinin dirayetsizliği yüzünden tabiri caizse çil yavrusu gibi dağıldık. Hal böyle ya, saldırıda kaçınılmaz olacaktı ve yangından mal kaçırır gibi ağır yükümlülükleri olan sporda şiddet yasası şu anki hali ile hayatımızın merkezine yerleştirildi. Sıkıntı büyük mü büyük; ama biz elimizde bildirilerle sokaklarda cirit attık; diğer güzide kulüplerimizi de aradık, aradık ama maalesef bulamadık. Bizim en azından vicdanımız rahat!

Bu sene aklımıza kazınılan tarihlerden birisi de 26 Ekim oldu ayrıca. Hani şu Demirören güdümlü getirilen deplasman yasağı. Hani sistemin bizi tam olarak sindiremeyeceğini bildiğinden ötelediği deplasman yasağı. 

Çok cengaverler çıktı iki günde satır aralarında. Biri çıktı dedi Fenerbahçeli kardeşlerimiz gelsin aramızda maç izlesin, diğeri dedi ben en rütbelisine tepki koydum burada illa borumu öttürürüm falan falan... Keşke saman alevi gibi sönmeseydiniz, kameralar önünde verdiğiniz mücadeleyi tribünde de verebilseydiniz.Neyse bunun da tarihini düşelim 27 Ekim 2011…

Artık Kadıköy’de yüce İstiklal Marşı’mız gibi söylenen rutin bir beste vardı, “Deplasman Hakkımız Engellenemez!” şeklinde. Kafamızı kaldıralım da etrafa bakalım dedik. Hata ettik. Bir yanda medyatik olma özelliğini yitirmemek için soyunanlar, diğer yanda artık taraftarlığını Anti – Fenerbahçelilik sentezi üzerine kurmuş olan ultra uçuklar. Yine yeniden yalnız kalmanın o eşsiz hazzına doğru yelken açmak zorunda bırakıldık.

Mütevaziliği bir kenara bırakıp şurada üç beş kelam etmek kesin hakkımızdır. Bu sene yaşamakta olduğumuz yoğun gündem ve Kulübümüzün içerisinde bulunduğu zorlu süreç açıkça ortadadır. Bu zorluklara rağmen,en dik duruşumuzla biz tribün kültürüne sahip çıkma konusunda yol almaya devam ediyoruz.

İçerisinde bulunduğumuz sıkıntılar bir şey değilmiş gibi, Ekim ayından beridir de deplasman hakkının taraftara verilmesi adına yoğun bir mesai harcıyor, elimize geçen her fırsatta en başta kendi yöneticilerimiz olmak üzere bir çok merciinin kafasını adeta ütülüyoruz.

Gönül isterdi ki, her türlü medyatik olayların kahramanı olmayı seven bir kısım taraftar grupları ya da  “maalesef” ultras kültürün sadece adını alıp grup adı oluşturan kesimler; tribün ve tribüncülük için en büyük hak olan “Deplasman Hakkı” için gram fayda sağlayabilmiş olsaydı !

Son bir tarih düşelim, 30 Ocak 2011… Fenerbahçe taraftarı aylardır tribün onuru adına vermiş olduğu mücadelede önemli bir noktaya gelmiştir. Beşiktaş taraftarı 5 Şubat 2012’de Kadıköy’e takımını desteklemeye gelebilecektir.Fenerbahçe tribünlerinin kendisini ilgilendirmeyen bir konuda verdiği bu onurlu duruş, şüphesiz ki tribün tarihinde hakettiği yeri alacaktır.

Sözün özü şudur ki; Taraftarlık ve Tribüncülük , kameralar karşısına geçip şov yapmakla veya adını konuşturmak için seri taklalalar atmakla taşınacak bir olgu değildir.Taraftarlık ve Tribüncülük, zamanında uğruna sabahlanan takımlara beslenen sevdaların, salt ve yalın halde tribüne yansımasıdır.Her şeyden önce, geçmişte bu uğurda mücadele veren nice tribüncülere duyulan saygıdır.

Tabii anlayana !

Paylaş:
  • Arkadaşına gönder Arkadaşına gönder
  • Sayfayı yazdır Sayfayı yazdır
  • Düz metin Düz metin
Paylaş: