: Deplase - Kayseri Deplase - Kayseri ================================================================================ grupck on 24/09/2011 17:24:00 Bıkmadan usanmadan Fenerbahçe’nin peşinde bitecek ömrümüz ne bir sitem, ne bir pişmanlık. On bir gün, dört maç. İki iç saha sevdamızdan bedenen ayrı kaldığımız, bir deplasman hafta başına denk gelen. Şu süreçte çok yara aldık da, en acısı daha da uzak kalmak olacaktı kesin. Dördüncü maç, Kayseri. Cuma olunca bir yolunu bulup kaçmak farz oluyor. Hastası da var içimizde şehir dışına işi çıkanı da. Cenaze bile bahane eden olmuştur elbet.. Biletlerde yaşanan kriz çabuk halloluyor. Kaldığı yerden devam Fenerbahçe kıyameti. Perşembeden yola çıkıyoruz. Bıraktığımız ne varsa geçen yıldan, kaldığı yerden devam. Yolumuz uzun, bir o kadar da heyecanlı. Dedik ya özledik, hasret bitsin diye bekliyoruz. Öğle vakti Kayseri sınırı, girişte polis kontrolü. Saçmalıklar silsilesi, kimlik kontrolü ve pankartların fotoğraflarının çekilmesine kadar uzanan enteresan olaylar. Yok yok, engel olamayacaklar. Kıyamet kopsun diye akşamında o günün, sabrımız da var, gücümüz de. Polisin gösteremediği anlayışı, Kayseri’deki dostlar gösteriyor. Özel araçlarla şehir merkezine gidiyoruz. Bundan sonra deplase yazılarına, bir de lezzet köşesi mi eklesek diye kendimize sormamıza sebep oluyor Kayseri’nin yemekleri. Önceden gidenlerimiz de var elbet ama pek çoğuna kısmet olmamış merkeze ulaşmak. Hakkını vermemiz lazım bu şansın, affetmiyoruz. Abarttığımızın farkına biraz geç varıyoruz. Afiyet olsun.. 90 dakika susmayan bir tribün, zaman zaman doruklarına ulaştırıyor yaşadığımız mutluluğu. İçimizi titretiyor tribündeki o Fener sesi, duyuyoruz televizyon başında da durum farksız. Kıyamet kaldığı yerden devam ediyor da daha farklı, daha sıcak belki de. Erken gelen gol ve sonrasında kritik dakikalar. Alnımızın akıyla çıkıyoruz zirveye, bu gecenin sonunda liderliğe oturuyoruz. Perşembe günü başlayan yolculuk, Cumartesi son buluyor. İki gün eksiksiz Fenerbahçe, daha ne. Bıkmadan usanmadan Fenerbahçe’nin peşinde bitecek ömrümüz ne bir sitem, ne bir pişmanlık. Kıyametin en büyüğünün içindeyiz, biliyoruz...